Seydişehir Haberler

Altıok; Devlet, Millet, Cumhuriyet, Demokrasi İçin Evet

Milliyetçi Hareket Partisi 26. Dönem Milletvekili Adayı Altan Altıok, Cumhurbaşkanlığı sistemi anayasa değişikliği referandumu ile ilgili basın açıklaması yaptı; Saygıdeğer Büyüklerim, Sevgili Kardeşlerim, Değerli Ülküdaşlarım; Öncelikle Polis çocuğu olmaktan hayatı boyunca gurur ve onur duyan bir Türk Milliyetçisi olarak Türk Emniyet Teşkilatı’mızın 10 Nisan Polis Bayramı’nı ve 172. Kuruluş yıldönümünü kutluyor, şehitlerimizi rahmet, gazilerimizi ise […]

Altıok; Devlet, Millet, Cumhuriyet, Demokrasi İçin Evet
10 Nisan 2017 - 12:33 'de eklendi.

Milliyetçi Hareket Partisi 26. Dönem Milletvekili Adayı Altan Altıok, Cumhurbaşkanlığı sistemi anayasa değişikliği referandumu ile ilgili basın açıklaması yaptı;

Saygıdeğer Büyüklerim, Sevgili Kardeşlerim, Değerli Ülküdaşlarım;

Öncelikle Polis çocuğu olmaktan hayatı boyunca gurur ve onur duyan bir Türk Milliyetçisi olarak Türk Emniyet Teşkilatı’mızın 10 Nisan Polis Bayramı’nı ve 172. Kuruluş yıldönümünü kutluyor, şehitlerimizi rahmet, gazilerimizi ise minnetle anıyorum.

Malumunuz üzere önümüzdeki hafta sonu Cumhurbaşkanlığı Hükümet modeline geçiş ile ilgili olarak sandık başına gidecek, demokrasi kültürümüze yakışır şekilde tercihimizi yapacağız. Öncelikle 16 Nisan 2017 Pazar günü gerçekleşecek olan referandumun demokrasimize yakışır şekilde sonuçlanmasını diler, ülkemize, demokrasimize ve Büyük Türk Milleti’ne kazanımlar getirmesini dilerim.

Milliyetçi _ Ülkücü Hareket’in bir mensubu olarak belirtmek isterim ki, Liderimizin de talimatı doğrultusunda “Evet” diyen de “Hayır” diyen de saygıdeğerdir ve sandıktan çıkacak sonucun başımızın üzerinde yeri vardır. Zira sandık demek Millet İradesi demektir ve biz Türk Milliyetçilerinin, Millet İradesi karşısında söyleyecek tek kötü sözü yoktur ve olmayacaktır.

15 Temmuz gecesinden beri yaşadığımız vahim olaylar ortadadır, adeta 7 düvel o geceden beri bir olmuş içeride ve dışarıda Türk Milleti’ni ve Türk Devleti’nin bekasını hedef tahtası haline getirmişlerdir. Böyle bir vaziyette başta Türk Milliyetçileri olarak bizler, Liderimizin yolbaşçılığında 15 Temmuz gecesinden itibaren, parti taassubunu bir yana bıraktık “Önce Ülkem ve Milletim” dedik siyasi hesaplaşmaları şimdilik erteledik ve 15 Temmuz gecesi yükselen “Ya Devlet Başa, Ya Kuzgun Leşe” feryadına kayıtsız kalmayarak darbecilere, hainlere, teröristlere karşı her zaman olduğu gibi Türk Milleti’nin, Millet İradesinin ve Türk Devleti’nin Bekasının yanında taraf olduk, baraj kurduk.

İşte bu sürecin gereği ve sonucu olarak Liderimizin, iktidara vermiş olduğu talimat ile başlatılan Anayasa değişiklikleri meclisten geçti ve bugün referandum sürecinde karşımıza çıktı. İlk günden itibaren bu çalışmaları takip eden bir Türk Milliyetçisi, bir Ülkücü olarak bahsi geçen Anayasa Değişikliklerinin özellikle Liderimizin çizmiş olduğu sınırlar içerisinde gerçekleşmiş olmasının önemli olduğunu düşünmekteyim. Özellikle anayasamızın ilk 4 maddesinin, Üniter yapının korunmuş olması, şu an için teorik olarak bile yargılanma ve denetlenme imkanı olmayan Cumhurbaşkanlığı makamının yargılanabilir ve denetlenebilir hale gelmesi, ikisi de halk tarafından seçilen ve dolayısı ile çift başlılığa sebep olan sistemin yerine Başbakanlık makamının kaldırılarak çift başlılığın önüne geçilmesi ilk olarak göze çarpan değişikliklerdir.

Tabii ki bu süreçte ortaya asılsız iddialar da atılmaktadır. Örneğin; son olarak “Kıdem Tazminatı ve Asgari Ücret bir kararname ile kaldırılabilir” iddiası ortaya atılmış ve oy devşirilmeye çalışılmaktadır ki bu iddiayı ortaya atan kişi veya kişilerin ilgili değişiklik maddelerini ya okumadığını ya da art niyetli olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Zira Kıdem Tazminatı ve Asgari Ücret, kanunla düzenlenen kavramlardır ve ayrıca kişi hakları ile ilgilidir. Halbuki yeni düzenlemede açıkça, Cumhurbaşkanı, kişi hak ve özgürlükleri ile ilgili kararname çıkartamaz ve kanunla düzenlenen konularda kararname çıkartamaz denmektedir. Bunun gibi örnekler çoktur. Bu ve buna benzer kara propaganda enstrümanları ne yazık ki ısrarla kullanılmakta ve milletimiz yanlış bilgilendirilmektedir.
Bu süreçte bizleri birilerine destek olmakla, kurtarıcı olmakla itham etmeye çalışanlar şunu asla unutmamalıdır. Biz ne bir siyasetçiye, ne o siyasetçinin partisine ne de o partinin 15 yıldır yaptığı icraatlere “Evet” demiyoruz. Bizler Liderimizin öncüsü olduğu Anayasa Değişikliği’ne “Evet” diyoruz. Liderimizi dün hesap soracağım dediği hiçbir şeyden vazgeçmemiş yapılan ihanetlerin ve hataların hiçbirini unutmamıştır ve Allah’ın izniyle hesabını da soracaktır. Bizler 2019 yılında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Milliyetçi _ Ülkücü hareket’in mensubu bir Cumhurbaşkanı seçeceğimizi ilan ediyoruz. Zira biliyoruz ki 2 yıl sonra yapılacak bir seçimin galibini şimdiden ilan edip yenilgiyi kabul etmek ne Ülkücüye ne Türk Milliyetçisine yakışmaz.

Milliyetçi – Ülkücü Hareket’in “Lider, Doktrin, Teşkilat” hassasiyeti taşıyan mensuplarının, Liderimiz Devlet BAHÇELİ’ye güveni tamdır ve Milliyetçi – Ülkücü Hareket’in mensupları sandıkta tercihini “Evet” yönünde kullanacaktır. Zira, Milliyetçi _ Ülkücü hareket’in Bilge Lideri Dr. Devlet BAHÇELİ Bey’in de defalarca ifade ettiği gibi “Ülkemiz için yeminimiz vardır. Ve bu yemin bir kere edilmiştir. Bizim için yeminler bozulmak, çiğnenmek için değil; tutulmak, uğruna gerekirse kendimizi feda etmek içindir. Yemin, Türkiye’nin tarihsel hak ve çıkarlarıdır. Yemin, Türklüğün bekası, Ötüken’in buyruğu, Söğüt’ün hatıralarıdır. Yemin, Türk milletinin birliği ve sağlam iradesidir. Yemin, bağımsız yaşama ülküsü, esarete yıldırım gibi inmiş tokattır. Yemin, 19 Mayıs 1919’daki ilk adım, 23 Nisan 1920’deki ilk açılış, 29 Ekim 1923’deki ilk ilanın namusudur. Yemin onurdur, omurgalı duruştur, milli sesleniştir, kardeşliğimizi koruma ve müdafaadır. Yemin şehittir, gazidir, ecdadımıza verdiğimiz söz, mükellefiyet altına girdiğimiz manevi borçtur. Yemin ettik, dönmeyeceğiz. Yemin ettik, durmayacağız. Yemin ettik, vazgeçmeyeceğiz. Yemin ettik Türk bayrağını hak ettiği, dilediği, istediği yere; ama öyle ama böyle sonunda, son nefer kalsak da dikeceğiz.

Bir devleti devlet yapan egemenlik haklarıyla birlikte toprak unsuru yani vatan, insan unsuru yani millettir. Büyük ecdadımız Osman Gazi’nin rüyasında göğsünden yükselip dallarıyla tüm dünyayı saran çınar ulu ve kutlu bir devletin müjdesidir. Göktürkler döneminde bir mezar taşı ağıtında yazan; “gökteki güneşe, yerdeki ilime doyamadım” sözü, devletin bekasına atıf ve işaret etmektedir. Türklerde tuğ hem devlet hem de imparatorluğun sembolüdür. Bizim tuğumuz asırlar evvel dikilmiş, hayır duamız asırlar evvelinden okunmuştur. Ve bu tuğ inmeyecek, indirmeye çalışanların da elleri kırılacaktır. Türk devlet felsefesinin temellerinden birisi adalet ise diğeri taht kavgalarıyla bölünmenin reddidir. Töresiz Türk devleti olmaz. Töre yok sayılarak devlet ayakta durmaz. Töre ise, devletin düzeni, kuruluş ruhu ve gücü demektir.”

İktidar sahiplerinin ve Türk Milleti’nin defalarca ifade ettiği gibi “Devlet BAHÇELİ’nin sözünün üstüne söz olmaz” diyorum. Bizler Ülkücüyüz ve bizim “Bu ülke için yeminimiz var, vazgeçilmez.” Elbette Liderimizin sözü bizim de sözümüz, Liderimizin yolu bizim de yolumuzdur. Bu süreçte şahsi ikballeri uğruna sessiz kalıp beklemeyi, ortamı gözlemeyi, tarafını belli etmemeyi düşünenler, duruma göre pozisyon almayı planlayanlar, Liderle olan ve kursaklarında kalan hesaplarını referandum üzerinden görmek isteyenler olabilir. Hayatım boyunca böyle bir tavrım olmadı Allah’a şükür olmayacaktır da. Yerimiz belli, duruşumuz diktir. Bu sebeple, “Önce Ülkem ve Milletim, Sonra Partim ve Ben” diyor ve tüm hemşerilerimizi; Devlet için “Evet” , Millet için “Evet”, Cumhuriyet için “Evet” , Demokrasi için “Evet” demeye davet ediyor, hepinizi sonsuz saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Etiketler :
SON DAKİKA
İLGİLİ HABERLER