Seydişehir Haberler

HİZMET NİMETTİR

Hizmet müminin aynasıdır. Hizmet, imanın ve güzel Müslümanlığın ölçüsüdür. Hizmet, Cenab-ı Hakk’ın ahlakının kulda yansımasıdır. Kul rahman ve Rahim olan Rabbini tanıdığı ölçüde O’nun kullarına merhametli, faydalı ve yakın olur. Resûlullah (s.a.v) Efendimizin tarif buyurduğu gibi, gerçek Müslüman, insanların kendisinden bir zarar görmediği, herkesin ondan rahat ettiği, emin olduğu, fayda gördüğü bir kimsedir. Kendisine güvenilmeyen, […]

HİZMET NİMETTİR
16 Şubat 2014 - 17:41 'de eklendi.

Hizmet müminin aynasıdır. Hizmet, imanın ve güzel Müslümanlığın ölçüsüdür. Hizmet, Cenab-ı Hakk’ın ahlakının kulda yansımasıdır. Kul rahman ve Rahim olan Rabbini tanıdığı ölçüde O’nun kullarına merhametli, faydalı ve yakın olur. Resûlullah (s.a.v) Efendimizin tarif buyurduğu gibi, gerçek Müslüman, insanların kendisinden bir zarar görmediği, herkesin ondan rahat ettiği, emin olduğu, fayda gördüğü bir kimsedir. Kendisine güvenilmeyen, insanları sevmeyen ve kimse tarafından da sevilmeyen kimse imanın tadını tadamaz.” [1]

Arifler: “Hizmetteki edep hizmetten daha üstündür.” demişlerdir. Bütün ilahi emirler, ibadetler, hayır ve hizmetler edep öğrenmek içindir. Her işi edep güzelleştirir.

Manevi terbiyenin sonu, halktan kaçmak, işten el etek çekmek değil, halkın arasına dönmek ve hizmet etmektir. Tasavvuf terbiyesinin en büyük hedefi insanı herkese rahmet olacak bir kıvama getirmektir. Öyle bir kimseden Cenab-ı Hak da razı olur, bütün yaratılmışlar da razı olur.

Resûlullah (s.a.v) Efendimiz bütün insanlığı hizmet hedefi göstermiş ve şöyle buyurmuştur: “Bütün halk Allah’ın bir ailesi durumundadır. Bu aile içindeki insanların en hayırlısı onlara en faydalı olandır. [2]

Arifler demişlerdir ki: “Bir kimse bütün halkı kendisi için bir âile ferdi gibi görmedikçe gerçek sufi olamaz.” [3]

Nakşibendi yolunun piri Şah-ı Nakşibend Hz.leri, bu yolun usul ve meşrebini şöyle tarif etmiştir:

 “Bizim usulümüz, halkın içinde Cenab-ı Hak ile beraber olmaktır. Yolumuz sohbet ve halka hizmet yoludur. Halktan kaçmakta şöhret, şöhrette afet vardır. Hayır, halkın içinde bulunup herkese Allah rızası için hizmet etmektedir.” [4] 

Allah rızası için bir hizmetin içinde bulunmak kadar kazançlı bir iş yoktur. Resûlullah (s.a.v) Efendimiz hizmet ehlini şöyle övmektedir: Bir topluluk içinde en büyük sevabı onlara hizmet eden alır.”[5]

“İnsanların en hayırlısı, diğer insanlara en faydalı olandır.”[6] 

 Ashabtan Abdullah İbnu Abbas (r.a), Hz. Peygamber’in (s.a.v) mescidinde itikafa girmişti. Yanına bir adam geldi, selam verdi ve oturdu. İbnu Abbas (r.a) adamın yüzüne baktı, onu biraz kederli gördü:

-Ey falancı! Seni kederli ve üzüntülü görüyorum, bir sıkıntın mı var? Diye sordu. Adam:

-Evet, ey Allah Rasülünün amcasının oğlu. Falancının üzerimde velâ hakkı var, para karşılığında beni hürriyetime kavuşturdu. Fakat şu kabirde yatan Peygamber hakkı için söylüyorum, üstlendiğim borcu ödeyecek gücüm yok” dedi. İbnu Abbas (r.a) Ona senin hakkında konuşsam olur mu? Diye sordu. Adam:

-İstersen bir konuş” dedi. İbnu Abbas (r.a) hemen ayakkabılarını giydi, mescitten çıktı. Adam:

-İtikafta olduğunuzu unuttunuz herhalde!” diye hatırlatmada bulundu. İbnu Abbas (r.a):

 -Hayır unutmadım. Fakat ben şu kabirde yatan Hz. Peygamber’i (s.a.v) işittim. O aramızdan ayrılalı çok geçmedi. Bu arada İbnu Abbas’ın gözlerinden yaşlar boşandı. Sözüne devam etti: Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurdu:

“Kim bir din kardeşinin ihtiyacını gidermek için yürür ve sıkıntısını giderirse, bu yaptığı onun için on senelik itikâftan daha hayırlıdır. Hâlbuki kim Allahu Teâlâ’nın rızası için bir gün itikafa girse Allahu Teala onunla cehennem ateşi arasında üç hendek koyar. Her bir hendeğin arası doğu ile batı arası kadar uzaktır.” [7]

İbn-i Nüceyd (k.s) demiştir ki: “Allahu Teâlâ bir kuluna hayır murad ederse, ona salih ve seçilmiş zatlara hizmet etmeyi, onların istedikleri işleri yapmayı, hayır yollarına girmeyi ve bu hayırları görmeyi nasip eder.”[8]

Ebu Kilabe el-Basri (rah.), şu hadiseyi anlatmıştır:“Resûlullah (s.a.v), yolculuk yaparken ashabını gruplara ayırıyordu. Bir defasında grubun birisi Efendimiz’in (s.a.v) huzuruna gelerek gruptaki bir şahsı şöyle övmeye başladılar:

           “Ey Allah’ın Resûlü! Biz bunun gibisini görmedik. Bir yere indiğimizde hemen namaza koşar; durmadan namaz kılar. Hareket edince tek işi Kur’an okumaktır. Bir de devamlı oruç tutuyor.” dediler. Resûlullah (s.a.v):   “Ona bunları yapma imkanını kim veriyor. O bunları yaparken ihtiyaçlarını kim görüyor?” diye sordu. Arkadaşları: “Bizler!” diye cevap verdiler. Resûlullah (s.a.v), aynı soruyu bir kere daha sordu. Onlar tekrar:

 “Bizler!” diye cevap verince, Efendimiz (s.a.v): “Bu durumda sizin hepiniz ondan daha hayırlısınız buyurdu.” [9]

  Şâh-ı Nakşibend (k.s), intisabının ilk yıllarında, gurur ve kibrin zıddı olan “hiçlik” hâline ulaşmak için yedi yıl yaralı hayvanlara, yedi yıl hasta ve muzdarip insanlara hizmet etmiş, yedi yıl da insanların geçeceği yolları temizleyerek tam yirmi bir sene hizmet hayatı yaşamıştır. [10]

Gavs-ı Sânî (k.s) hazretlerinin dediği gibi: ‘’Hizmet edene hizmet edilir çünkü hizmet nimettir’’

 


[1] Buhari,İman,4,5;Müslim,İman,64,65; Ebu Davud, Cihad, 2; Ahmed, Müsned, II, 400

[2] Ebu Ya’la, Müsned, No: 3302; Bezzar, Müsned, No: 1949 İbnu Hacer, el-Metalib, No: 897. Heysemi, Mecmau’z-Zevaid, VIII, 191

[3] Sülemî, Adâbu’s-Sûfiyye, 276. (Dokuz risale içinde)

[4] Ahmed Sıddıkî, Şah-ı Nakşibend, 107. (Semerkand, 2001)

[5] Said b. Mansur, Sünen, No: 2406; İbnu’n-Nahhas, Meşariul-Eşvak, I, 314

[6] Ebu Davud, Edeb, 57; Tirmizi , Birr, 16; Ahmed, Müsned, II, 301; Hakim, Müstedrek, IV, 248

[7] Beyhaki,Şuabu’l-İman,No:3960;Tabarani,el-Evsat,No:7322;Münziri,et-Terğıb,II, 272

[8] Şaranî, Tabakat, 1, 120; İbn-i Mulakın, Tabakatu’l-Evliya, 108.

[9] İbnu’n-Nahhas, Meşariul-Eşvak, I, 315; İbnu Mubarek, Kitabu’l-Cihad, II, 180

[10] Osman Nuri Topbaş, Zirvelerin Ulvi Basamağı Hizmet I,II

SON DAKİKA
İLGİLİ HABERLER